• Online Yardım
  • Sıkça Sorulan Sorular
  • 0(216) 643 00 60
  • EN YAKIN ECZANE
Sadece Eczanelerde

Kolajen Nedir, Kolajenin Faydaları Nelerdir?

Kolajen, vücutta bulunan bir aminoasit olarak bilinmektedir. Kökeni Yunanca da “glu” yani yapıştırıcı anlamına gelen kolajen, vücudun bir arada tutulmasını sağlayan, dayanıklılığı artıran ve cilde esneklik kazandıran en önemli proteinlerden biridir. Birbiri üzerine sarılmış olan üç adet alfa zincirinden meydana gelmektedir. Vücudun her yerinde bulunan bir protein olan kolajen, yaşlandıkça azalmaya başlamaktadır.

Yorgunluğu Giderecek Besinler

Kendinizi sürekli olarak yorgun mu hissediyorsunuz? Mevsim değişiklikleri sizi olumsuz yönde mi etkiliyor? Bu durum, yetersiz dinlenmekten kaynaklanabileceği gibi, beslenmenizdeki düzensizliklerden de ileri gelebilir. Niasin, B1, B2, B6, B12, folik asit ve C vitamini ile demir, potasyum, krom, selenyum ve iyot minerallerinin yetersizliği durumunda yorgunluk kendini gösterir. Peki bazı besinlerin yorgunluğu önlediğini biliyor musunuz? İşte size yorgunluğu giderecek yiyecekler:

Ofis Çalışanları İçin Öneriler

Günümüzde pek çok kişi zamanının büyük bir bölümünü çalışarak geçirmektedir.  Yoğun iş temposu nedeniyle evde sağlıklı beslenmenin yerini dışarıda beslenme almıştır. Doğru beslenmeye vakit ayıramamak ve masa başında hareketsiz bir şekilde uzun saatler geçirmek, birçok kişide fazla kilo ve yağ birikimine neden olmaktadır. Oysa çalışırken de doğru beslenmek ve kilo almak yerine fazla kilolardan kurtulmak mümkündür.

Sağlıklı bir birey olabilmek için sağlıklı beslenmek çok önemlidir. Yeterli ve dengeli beslenmenin sağlığa etkisinin yanı sıra, iş gücü performansının artması ve başarı için önemli katkısı bulunmaktadır. Masa başında çalışan kişilerin sağlıklı ve formda kalmaları için işte size bazı öneriler:

D vitamini Eksikliğini Önlemek İçin Neler Yapılmalı ?

D vitamini vücudumuzda bulunan 7-dehidrokolesterol olarak bulunan ve UVB ışınlarıyla aktifleştirilen, dışarıdan hayvansal kaynaklı kolekalsiferol bitkisel kaynaklı ergokalsiferol 'ün vücutta metabolize edilmesi sonucu hormon görevi gören bir vitamindir.

D vitamini Eksikliği

D vitaminin en önemli bilinen rollerinden biri kalsiyum emilimini arttırmasıdır. D vitamini varlığında diyetle alınan kalsiyum %30-40 oranında emilirken yokluğunda %10-15 oranında emilmektedir. Kemik sağlığında önemli rol oynayan D vitaminin eksikliğinde meydana gelen en bilinen iki hastalık raşitizm ve ostemalazidir. Ancak; son yıllarda yapılan çalışmalar D vitaminin 2000’den fazla genin düzgün çalışmasını sağladığı belirlemiştir. Buz dağının görünen tarafında rikets ve osteomalazi olsa da görünmeyen tarafında güncel yapılan çalışmalarda Tip 1 diyabet, Obezite, Romatoid artirit, Multiple Skleroz, Enfeksiyon Hastalıkları, Depresyon, Şizofreni, Otizm, Hipertansiyon, Kanser (Kolon, meme, mide, prostat, pankreas) gibi hastalıklarında olduğu belirtiliyor. D vitamininin enfeksiyon hastalıklarından korumaktadır. Hatta tedavi edici özelliğine dair yayınların artması da dikkat çeken bir nokta olarak karşımıza çıkmaktadır. Obezlerin de birçoğunda serum 25(OH)D düzeyleri düşüktür. D vitamini kilo kaybına yardımcı leptinin salgısını artırmaktadır.

D vitamini kaynakları nelerdir ve neden eksikliği görülmektedir?

D vitaminin en önemli kaynağı güneştir. Dik açıyla geldiğinde el, kol ve yüze 5-10 dk. arası ile maruz kalmanın ihtiyacın %50 ile %90’ının karşılayabileceği belirtilmiştir. Fakat son yıllarda D vitaminini sadece güneşle karşılaşıldığında yeterli midir sorusu sıkça sorulmaktadır. Ülkemiz güneşi hiç bir zaman dik açıyla almıyor. Ülkemizin bulunduğu 35°-50° enlemlerinde Kasım ile Şubat ayları arasında güneş ile alınan D vitamini yetersizdir. Yaş ilerledikçe D vitamini sentezi azalır, cilt yaşlandıkça yapısında UV değişimlerden dolayı D vitamini sentezi azalır. Koyu tene sahip bireylerde tendeki UVB emilimi daha az olduğu için eksikliği görülme olasılığı daha fazladır. 8 SPF üzerindeki UVB ışınlarını önleyen güneş koruyucuların varlığı, sisli/bulutlu hava şartları, şehirleşmeyle birlikte gelen yüksek binalar ve hava kirliliği nedeniyle daha az UVB ışınına maruz kalınır ve ciltte D vitamini sentezi azalır. Bilinenin aksine D vitamini sentezi cam karşısında olamamaktadır. Sedanter yaşam tarzına sahip sürekli içerde vakit geçiren özellikle yaşlılar ve ofis çalışanlarının yeterli D vitamini sentezlemediği belirtilmektedir.

En yüksek D vitamini içeren besin kaynaklarından bir tanesi balıktır. Balıklardan sonra margarin ve yumurta sarısının önemli bir kaynaktır. Bir yumurtada yaklaşık 70 IU vardır. Farklı ülkelerde gıdalar D vitaminiyle zenginleştirilmektedir. Türkiye’de sütlerde D vitamini zenginleştirilmesi yapılmamaktadır ve ülkemizdeki sütlerin ortalama 100 gramında 35-40 IU D vitamini bulunmaktadır. Amerika Birleşik Devletlerinde zenginleştirilen sütlerin 100 gramında 40-51 IU D vitamini bulunmaktadır. D vitamini anne sütünde en az bulunan vitamindir. Ülkemizde yapılan araştırmaların tümünde kadınların D vitamini seviyesi düşük olduğu belirtilmiştir. Anne sütünde bulunan D vitamini 0-1 yaş arası bireylerin ihtiyaçlarını karşılamamaktadır. Sadece anne sütüyle beslenen çocukların özellikle ülkemizde sıkı giydirilmesi nedeniyle risk altındadır.

D vitamini seçiminde önemli olan faktörler :

D vitaminin hayvansal kaynaklı formu olan D3 (Kolekalsiferol) formu bitkisel kaynaklı form olan D2’den (ergokalsiferol) 5-10 kat daha etkilidir. D3 vitamini, D2 vitaminine göre aktif formuna 5 kat daha fazla dönüşür. D3 vitaminin D2 vitaminine göre raf ömrü daha uzundur. Damla formların aksine D3 vitaminin tablet formu doz takibinin yapılmasını kolaylaştırır.

D vitamini eksikliğini önlemek için neler yapılmalı ?

Risk grubundaki kişilerde tarama amacıyla serum 25(OH)D seviyelerine bakılmalıdır. IOM’e göre (Institute of Medicine) 1 yaşından küçük bebeklerin günde 400 IU, 1-70 yaş arası bireylerin 600 IU ve 70 yaş sonrası bireylerin 800 IU D vitamini alması sağlanmalıdır. Obez çocuk ve yetişkinler ile bazı ilaçlar kullananlar (antikonvülzan ilaçlar, glukokortikoidler, ketokonazol gibi antifungal ve AIDS ilaçları) kendi yaş grubu için önerilen günlük önerilen D vitamini miktarının en az 2-3 kat daha fazlasını almalıdır.


Dyt. Beria ÇIRAK

Sporun Eklem Sağlığı ve Eklem Ağrıları Üzerindeki Olumlu Etkileri

Hareketlerimizi sağlayan kas-iskelet sisteminin hareket merkezi eklemlerdir. Üç yüzün üzerinde eklemimiz bulunmaktadır. Şekilleri farklıdır. Yapı itibariyle, eklem zarı olan ve olmayanlar olarak iki gruba ayırılır.

Balık Yağları ve Sağlık

Acaba kalp hastalığı dünyada en az nerede diye bakılınca, geleneksel yaşam tarzlarını günümüze dek sürdüren eskimoların bu konuda çok şanslı olduğu görülmüştü. Bunun nedeni de bol miktarda balık yemelerine bağlanıyordu. Son yıllarda yapılan birçok araştırma, deniz ürünlerinin olumlu etkilerini gösterdikçe bu sebep-sonuç ilişkisinin doğruluğu pekişti. Bundan 50 yıl öce, Hollandalı bilim adamları 850 evli kadınla görüşüp eşlerinin ne kadar balık yediğini kaydettiler.

Enerjinizi Besinlerle Yükseltme Önerileri

Besinler, vücudumuzun en doğru şekilde çalışabilmesi ve günlük stresle, yorgunlukla baş etmek için gereklidir. Bu nedenle gün boyu enerjimizi koruyabilmek için besin seçimimiz oldukça önemlidir. Örneğin, enerjik olmak için şekerli besinleri aşırı tüketmek aslında tam tersi etki yaratarak, gün içinde inişli-çıkışlı enerji dalgalanmalarına sebep olurken kompleks karbonhidratların tüketimi ise pozitif etki gösterir. Modern yaşamın zorlukları, iş ve aile hayatındaki sorumluluklar çoğu zaman daha az uykuya, daha fazla strese ve daha az zamana sebep oluyor. Ancak size beslenme uzmanınız olarak tavsiyem; ne kadar yoğun olursanız olun, sağlıklı beslenme konusunda kolaya kaçmayın.

Obezite ve Aşırı Kilonun Eklem Sağlığı Üzerindeki Etkileri

Obezite, Fransızcadan türemiş bir kelimedir. Çok ya da aşırı şişmanlık olarak ifade edilir. Sağlığı bozacak ölçüde yağ dokularında anormal (hiperplazik) ve aşırı miktarda (hipertrofik) yağ birikmesidir. Vücutta yağ oranı, vücut ağırlığının erkeklerde % 15-18 ve kadınlarda % 20-25 artmasıyla oluşur. 

Obezite önlenebilir bir hastalıktır. Anne-babadan biri obez ise çocukta risk % 80 oranındadır. Sağlıksız beslenme-inaktif yaşam ilişkisi vardır. Batıda “Beslenme ile İlişkili Hastalıklar” içinde en sık gözlenenidir. Güçlü bir genetik yatkınlık söz konusudur.

Obezite, bulaşıcı olarak belirtilmektedir. Eğer,

omega-3-nedir-cesitleri-nelerdir

Omega 3 Nedir, Çeşitleri ve Faydaları Nelerdir?

Omega 3 yağ asitleri, insan vücudunda önemli rol oynayan çoklu doymamış yağ asidi türüdür. Bu yağ asitleri metabolizma için gerekli olduğu halde vücutta sentezlenemezler ve gıdalarla alınmaları gerekir. Omega-3 ailesine ait pek çok yağ asidi vardır. Omega 3, kalp krizi riskini en aza indirebilir, kemikleri ve eklemleri güçlendirebilir, kan şekerini düzenleyebilir, alzheimer, bunama gibi gibi tehlikeli hastalıklara yakalanma ihtimalini zayıflatabilir, kalp damar sağlığının korunmasında etkin rol oynayabilir.

omega-3-eksikligi-bulgulari

Omega 3 Eksikliği Bulguları Nelerdir?

Omega 3 yağları insan vücudu tarafından üretilemediği için gıda takviyesi olarak alınması gereken bir yağ türüdür. Bu yağ asitleri esansiyel yağ asitleri sınıfında olup metabolizma için gerekli olduğu halde vücutta sentezlenemezler ve gıdalarla alınmaları gerekir. Vücudumuzda yeterli oranda omega 3 bulunmadığı durumlarda dikkat çekici bazı negatif bulgular gözlenebilir.


Omega 3 Yağ Asitlerinin Kardiyovasküler Etkileri

Diyetle omega 3 yağ asitlerinin alınmasının kalbi korumada etkili olduğu, günde 0.5-2.0 g omega yağ asidi alınmasının kardiyovasküler hastalık (KVH) ölümlerini azalttığı daha yüksek dozun ek yarar sağlamadığı ileri sürülüyor. Omega 3 endeksi, eritrosit yağ asitlerinin EPA/DHA oranı olarak ifade edilir. Epidemiyolojik verilere göre, ani kardiyak ölümler, omega 3 endeksi %4’den az olanlarda, indeksi %7-8 olanlardan 10 kat daha yüksektir. Bu endeksin, EPA ve DHA tedavisinin izlenmesinde kullanılması önerilmektedir. Ancak metil–civa içeren balık kaynaklı omega 3 asitlerinin kardiyovasküler hastalıklar için bir risk faktörü olduğu bildirilmektedir.

Metabolizmayı Hızlandırma Yolları Nelerdir ?

Daha hızlı kilo vermek mi istiyorsunuz? O zaman bu işe metabolizmanızı hızlandırarak başlayın! Peki, metabolizmanızı nasıl hızlandırırsınız? Metabolizmayı hızlandıracak yiyecekler nelerdir? Gelin birlikte inceleyelim.
Metabolizma, insan vücudunun temel yaşamsal fonksiyonlarına destek olmak için, tükettiği besinlerin hücreler tarafından yakılması demektir. Yani metabolizma, vücudun alınan kaloriyi enerjiye dönüştürme eylemidir ve bu durum kişiden kişiye değişiklik göstermektedir.

Balık Kolajeninin Diğer Kolajenlerden Farkı Ne?

Kolajen Nedir?

Kolajen, insan vücudunda en çok bulunan proteindir. Vücutta canlılığı ve esnekliği sağlayan kolajen aynı zamanda yıpranan dokuları yenileme özelliğine de sahiptir. Kolajen ile eklem ağrısı, tendon kopması, kıkırdak erimesi veya cilt kırışması gibi durumlar onarılabilmektedir.

 

Suda Çözünen Vitaminler

Hızlı tüketim çağı dolayısıyla kişiler yorgunluk ve halsizlikle başa çıkabilmek adına vitamin tüketimine eğildiler. Özellikle suda çözünen vitaminler oldukça tercih edilenler arasında. B ve C vitaminleri suda çözünen vitaminler grubunda. Peki, hangi vitaminler suda çözünürler? Birlikte inceleyelim.

Yağda Çözünen Vitaminler Nelerdir?

Yağda çözünen vitaminler A, D, E ve K vitaminleridir. Yağlı besin maddeleri içinde bulunan bu vitaminler; tereyağı, bitkisel yağlar ve bazı sebzelerde bulunur. Bu vitaminlerin bağırsaklardan emilebilmeleri için yağ emilimin normal olması gerekir. Dolayısı ile ishal gibi sebeplerden dolayı yağ emiliminin bozuk olduğu durumlarda bu vitaminlerde eksiklikler ortaya çıkar.

Bağırsak Sağlığı Neden Önemlidir?

Bağırsak sağlığımız yaşamsal tüm faaliyetlerimizi gerçekleştirebilmemiz için çok önemlidir. Sosyal hayatımızı bile önemli ölçüde etkiler. Yaşanan stres, üzüntü ve sıkıntılarımız bağırsak sistemimize de yansır. Bu nedenle sıkıntı stresle baş ederken bağırsaklarımızı onlara iyi gelecek besinlerle beslemeliyiz ki bağırsak sağlığımızı koruyabilelim. Vücudumuzda ikinci beyin bağırsaktır. Eğer bağırsak sistemimiz çökerse tüm sistem çöker tıpkı beyin gibi.  Bağırsaklarımızda birçok bakteri bulunur. Bunlar iyi bakteriler ve kötü bakteriler olarak ikiye ayrılır. Eğer sağlıklı beslenmezsek kötü bakteriler artar ve iyi bakteriler azalır. Bu durum bağışıklık sistemimizi önemli ölçüde etkiler. Bağırsaklarımızın sağlıklı olabilmesi için probiyotiklere ihtiyacımız vardır. Probiyotikler canlı maddeler ve mayalardır.